8 Nisan 2009 Çarşamba

birikenlerle avunmak yada boğulmak

Kendini avutmaca oynuyorum yine... Hiç bişey bırakmadığım hayatıma uzaktan bakmak yerine, itekleye itekleye soktuğum geçici heyecanlarımı, didiklemekten bölük pörçük olmuş hayatımda mide bulantılarıyla yaşıyorum... İstesem de istemesem de... İşin tuhaf yanı bu bile bile lades, artık kendi çevresini tavaf ederek tarihimi tekerrür ettirmekten başka bişeye de pek yaramıyo... Gelip geçenlerin suretleri ve ederleri farklı belki benim için ama istisnasız hepsi, küçük büyük demeden bi parçamı götürüyolar lanet olası hayatımdan çıkıp giderken... Zaten önemli olanda bu değil mi? Nereden ne aldığı değil alıp almaması... Hepsi de alıyo işte götürüyolar giderken bidaha getirmiyolar kapanmayan yaralar açıp sonra da defolup gidiyolar.. Bense kimin benim için ne kadar ettiğini anlamaya çalışıp yaranın ne kadar zamanda kapanıcağını hesaplamaya çalışıyorum. Ama ben bunlarla uğraşırken bir diğeri geliyo.. sonra diğeri.. o gider gitmez hatta belki gitmeden diğeri.. Biriktirdiklerimin içinde boğulur gibiyim...

Hiç yorum yok: